9 Mayıs 2014

Mutfak Önlüğü ve Elma...

Merhaba, 
Yoğunluk sebebiyle epey uzak kaldım blogumdam ve dolayısıyla sizlerden. Bloguma birşey yazamadığım gibi sizleri ziyaret edip yorum da yapamadım. Ne diyelim, sağlık olsun.  

Bir süre önce canım annemin verdiği kumaştan yaptığım mutfak önlüğümü paylaşmak için buradayım:) Çok güzel bir kumaştı mutfak için çok uygundu. 











Önlüğü dikip, cebine sıra geldiğinde ise daha önceden yaptığım keçeden elmayı burada değerlendirmeye karar verdim. Fena durmamış sanki, ne dersiniz? :)

Güzel bir hafta olsun hepimiz için.







24 Mart 2014

Özgürlüğümüz Kısıtlanamaz

Bu bir ortak yayındır. Bu konuya duyarlı birçok blogda bugün bu yazıyı göreceksiniz.

***
Özgürlüğümüz kısıtlanamaz

#TwitterBlockedinTurkey
T.C. Anayasası
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.
Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’ nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği’ nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, 
vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter’a erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’ a Türkiye’den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter’ a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.
Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. 
Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.
Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’ da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış,farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. 
Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.
Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’ nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.
Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız.
Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.
Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar



20 Mart 2014

Ahşap Sandık

Hiçbirşey anlamadan bir kış mevsimini daha geride bıraktık ve bahara merhaba dedik. 
Her bahar olduğu gibi içim coşku dolu. Keyfim yerinde. Sağlığım yerinde. Geçen gün bahsettiğim diz ağrılarımdan da eser yok. Röntgen ve kan testi sonuçlarından da birşey çıkmadı. Neydi o ağrı analamadım ama geçti gitti, çok şükür. 
Geçen yıl minik mdf sandığı bu şekilde boyadım, kapladım, süsledim. Nihayet fırsat bulup yayınlıyorum. Mekan Tasarım'da.

Aynı dönemlerde yaptığım diğer sandık çalışmama da buradan bakabilirsiniz. 
Sandık çalışmamdaki güllü resim bahar coşkusunu artırıyor bende, bilmem sizde de öyle mi?




Burada da ikisi bir arada:)




Sandık dediğime bakmayın, kutu desek daha doğru olur. Ama şekil itibarıyla sandığa çok benziyorlar:)

Sağlıklı, keyifli, mutlu geçsin günleriniz...



18 Mart 2014

Destan Yazdılar...


18 Mart Çanakkale Zaferi'nin, 
Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri
3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.
Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.
Türk Ulusu İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı Gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.
Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti.
Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak onları yenilgiye uğratan Alb. Mustafa Kemal'in Anafartalar tepesinde yaktığı zafer meşalesi, Kurtuluş savaşımızın da yolunu aydınlatmıştır.
Böylece 18 Mart deniz zaferimizi taçlandıran 25 Nisandan sonraki kara savaşlarında, Mustafa Kemal'in etkin liderliği sayesinde kazanılan zaferlerin, ulusal tarihimize ve dünya tarihine yön veren etkin rolünü yukarda belirtilen noktalarda toplamak mümkündür.


18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı ve Öncesi
Boğaz savunması, girişten itibaren "Dış-Orta-İç Tabyalar" olmak üzere üç savunma grubu halinde tertiplenmişti. Boğaz kıyıları boyunca 20 tabyamızda, çoğunluğu kısa menzilli ve eski model, 170 adet top mevzilendirilmişti. İtilaf Devletlerinin savaş gemilerinde çoğunluğu büyük çaplı uzun menzilli 247 adet en modern toplar bulunmaktaydı.
İtilaf Devletlerinin Akdeniz Başkomutanı Amiral Carden, Boğazı geçerek İstanbul'a girmek için üç aşamalı saldırı planı yapmıştı. İstanbul'a bir Ay içinde ulaşacağını hesaplamıştı. Plan gereğince, 3 Kasım 1914 Günü 7 zırhlı ile Boğaza bir keşif taarruzu yaptı. Girişteki tabyalarımız zarar gördü. İkinci saldırıyı 19-25 Şubat 1915 tarihleri arasında 7 gün süreyle devam ettirdi. Türk topçusunun atış
menzili dışından yapılan bombardımanlar etkili oldu. 19 topumuz ve Boğaz girişindeki tabyalarımız kullanılamaz hale geldi. 26 Şubat günü düşman donanması Boğaza girdi orta kesimdeki tabyalar 8
saat süreyle kesintisiz bombardımana tabi tutulup sarsıldı. Bu başarılar üzerine Amiral Carden, Londra'ya çektiği bir telgrafta, 14 gün içerisinde İstanbul'a ulaşabileceğini müjdeliyordu. Amiral, hazırlıklarını tamamlamaktaydı. Son darbe 18 Martta indirilecekti. Ne var ki, Kağıt üzerinde yapılan bu
savaş planında, Türk'ün kahramanlığı ve savaş azmi hesaba katılmadığı için evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.

18 Mart 1915 Günü Savaşı
18 Mart günü, bundan 85 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle Saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı.
Düşman yaklaştıkça, topçularımızın giderek yoğunlaşan isabetli atışlarıyla karşılaşıyordu. Saat 12.00'ye geldiğinde orta kesimdeki 3 tabyamız ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuş ve bu arada düşman donanması Çanakkale'ye 7 Km. kadar sokulmayı başarmıştı. Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.
Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Dz. Yzb. Hakkı'nın NUSRET mayın gemisiyle boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu. BOUVET'in imdadına koşan SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 Dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken onların da ayakları Yzb. Hakkı'nın tuzağına takılarak batarken, INFLEXIBLE güçlükle kurtularak römorkör yedeğinde İmroz'a dönüyordu. Böylece 6 Saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.
fotoğraf internetten alıntıdır...


5 Mart 2014

Melekli Pano -1-

Herkes çok iyi ve keyfi yerindedir umarım. 
Zira benim keyfim pek yerinde değil. Bir süredir dizlerimdeki ağrılarla uğraşıyorum. Hafta başından itibaren çekilmez hale gelince bugün doktora gidiyorum nihayet. Duymak istemediğim şeyler söylemez umarım. Hergün farklı şekilde ortaya çıkan ağrılar. Birgün ayağım kütük gibi hareket ettiremiyorum, birgün eh işte, mesela bugün dizimin bir bölgesinde ağrı var. Anlamadım tuhaf bir şekilde seyir ediyor.
Bugün hepsinin yanıtını alırım doktordan ve tedavisi mümkün bir rahatsızlıktır umarım.

Hiç bu mevzulara girmeyecekken sağlık sorunlarıyla başladım yazıya. 

Aslında yayın amacım, bir süre önce yaptğım melekli pano idi. Dantel kullanmazsam olmaz:) Bu panolardan birkaç tane yapmıştım, meleksever birine. Kalan bir taneyi de sevgili Ceyda'ya götürdüm "Melekler hep yanınızda olsun" notunu iliştirerek:)) 
Yaptığım ahşap panomu yayınlar ve işimin başına dönerim. Yine yoğunum, yine yoğunum...
Keyfiniz ve sağlığınız hep yerinde olsun...














20 Şubat 2014

Ahşap Pano

Merhaba güneşli bir Bursa gününden. 
Sanki bugün Şubat'ın 20'si değil. Sanki bugün Nisan gibi, Mayıs gibi. Bu güneş hoşuma gidiyor elbette ama endişelerim hala yerli yerinden duruyor. Neler oluyor? Bizi neler bekliyor? Nasıl bir kış mevsimi geçiriyoruz. Kar, kış, yağmur, çamur, fırtına ile uğraşmamız gerekirken günlük güneşlik hava!!!!!
Doğa bizi ödüllendiriyor mu, cezalandırıyor mu? Anlamadım.



Bugün ilk hamur kabartma deneyimimle bir ahşap pano yapmıştım. Hamur kabartmada aslında ne kadar acemi olduğum bal gibi ortada:) Bu panoyu yaptıktan sonra Ece Aymer'in seminerine katılıp görmüştüm asıl hamur kabartmanın nasıl yapıldığını ve güzel bir çalışma da yapmıştım, buradan bakabilirsiniz. 
Kendimce teknikler uygulamıştım. Böyle birşeyi biryerde gördüğüm için değil, deneme amaçlı yapmıştım. Ahşabı boyadıktan ve kuruduktan sonra. Nemli ellerimi üzerinde gezdirdim ve gazeteyi alıp üzerinde bir süre bastırarak tuttum. Boyaları ahşaba geçmişti ve güzel lekeler oluşturmuştu. Hoşuma gitti:)) Böyle bir teknik kullanılıyor mu? Kullanılıyorsa adı nedir? Bilenler bu konudaki fikrini belirtirlerse sevinirim. 
Daha sonra kelebekler, çiçekler, kurdeleler, danteller v.s. derken sevdiğim bir pano oldu. Kısa bir süre sonra arkadaşımın dükkanında Amerika'ya hediye götürülmek üzere satıldığını duydum:))
Güzel günlerde kullansınlar. İşte bu panomun hikayesi de böyle. 

instagramdan takip etmek isterseniz, kullanıcı adım... nagehanoge



Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız ve sağlığınız iyi olsun:)


13 Şubat 2014

Değişim iyidir...

Bahar gibi. Çiçek açması gereken tüm ağaçlar çiçeklerini de açmış. Hoşuma gidiyor, ama endişeliyim. Neden acaba?? Kışın ortasında bahar havasını yaşamanın sonuçlarını düşünüyorum, nelerle karşılaşacağımızı kestiremiyorum. Umarım endişelerim yersizdir. 
İşlerimin yoğunluğu nedeniyle epey ayrı kaldım buralardan. Hatta tüm sosyal medyadan. Arayı fazla uzatmadan kısacık yazılar eşliğinde yayınlarıma devam etme kararı aldım. Ne mühim bir karar almışım ama:))
Siyahken, beyaza döndürdüğüm ve sanki daha çok sevdiğim mumluğum.












Keyifli geçsin günleriniz...


20 Ocak 2014

Hem Mor, Hem Puantiyeli...

Merhaba, 

Yılları, ayları, günleri uğursuz olarak nitelendirmem. Ama talihsiz bir hafta olduğunu söyleyebilirim. Geçen hafta üç yakınımızı kaybettik. İki kuzenimin eşi ve bir de babamın kuzeninin eşi. Kısmet diyelim, kader diyelim. Mekanları cennet olsun, nur içinde yatsınlar... 

Herşeyle ilgili hevesim kaçıyor bir anda, "aman yapacaksında ne olacak, işte herşey boş" diyorum. Sonra toparlıyorum kendimi hayatının bir anlamı olmalı. Gezeceksin, yiyeceksin, içeceksin, sohbet edeceksin, çalışacaktın, zevklerin, uğraşların olacak. Oturup ölümü bekleyecek değilsin ya diyorum. Hayat bazen çelişkilerle dolu. Ne yaşıyorsak hemen o ruh haline bürünüyoruz. Önemli olan bir an önce toparlanmak. Çünkü hayat devam ediyor. Allah hiçkimseye içinden çıkamayacağı, başedemeyeceği olaylar yaşatmasın.

***

Evet gelelim bugünkü yayın konumuza.
Ahşay boyama ve süsleme.

Hem mor, hem puantiyeli:))


Aylar önce iş arkadaşımın kızı Ecem için yapmıştım bu kutu çalışmasını.



Ecem mor seviyor, puantiye seviyor. Bende puantiye sevenlerden:)) Önce onun için görselleri bir araya getirdim ve tasarım yaptım, puantiyeleri unutmadım:) Kutuya uyguladıktan sonra gelsin dantelller, kurdeleler... 

Tasarımı tamamen yapıp kutuya kaplama yaptım. Sonradan puantiye yapmaktan daha kolay ve düzgün. Malum benim puantiyeler her zaman bu kadar muntazam olmuyor. 

Ablamdan da kurdeleden gül yapmayı öğrenmiştim. Onu da yapıp uyguladım.






Ben beğendim, Ecem beğenmiş, umarım sizlerde beğenirsiniz:)

Hepinize güzel bir hafta diliyorum. Sağlıklı, mutlu, keyifli...