11 Nisan 2014

TEB Çocuk okullara geliyor


 Çocuğunuz hızla büyüyor ve artık yavaş yavaş sorumluluk sahibi olması gerekiyor. Sorumluluk deyince akla gelen kavramlardan biri de para, para harcama, para biriktirme. Çocuklar para ile erken yaşlarda tanışıyorlar elbet. “şimdi paramız yok sonra alırız”, “bu oyuncak çok pahalı”, “buna paramız yetmiyor” gibi ifadeleri pek çok zaman kullanmışızdır. Çocuk bu sayede para denen bir nesnenin varlığını öğreniyor ancak tam olarak ne olduğunu idrak edemiyor. Bu çok da normal aslında.
Çocuğumuza parayı öğretmek, paranın kolay harcanmaması gerektiğini, birikim yapmanın önemini ona anlatabilmek için şimdi çok eğlenceli bir site var; TEB Çocuk. TEB Çocuk’u etkin bir şekilde kullandığınızda çocuğunuz paraları öğrenir. Nasıl birikim yapacağı konusunda fikir sahibi olur ve bunu günlük yaşantısında uygular. Ticaret yapmayı öğrenir, para kazanmanın zorluklarını görür, zarar etme kavramını tanır.
Eğlenceli oyunlarla çocuklara tasarruf yapmayı ve bilinçli harcamayı öğreten TEB Çocuk, ileride parasal konularda daha doğru kararlar alabilen bireyler yetişmesine katkıda bulunuyor. Bilinçli ve tasarruflu birey kavramını daha yaygın bir hale getirmek için TEB Çocuk şimdi okullara geliyor. Öğretmelik yaptığınız ya da velisi olduğunuz okula TEB Çocuk’un boyama kitaplarıyla gelmesi için tek yapmanız gereken formu doldurmak.

www.tebcocuk.com adresinden ulaşabileceğiniz TEB Çocuk’un ücretsiz iPad uygulaması da bulunmakta.



Pin It

31 Mart 2014

İyi Haftalar...



Güzel geçsin haftanız...
Pin It

24 Mart 2014

Özgürlüğümüz Kısıtlanamaz


Bu bir ortak yayındır. Bu konuya duyarlı birçok blogda bugün bu yazıyı göreceksiniz.

***
Özgürlüğümüz kısıtlanamaz

#TwitterBlockedinTurkey
T.C. Anayasası
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.
Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’ nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği’ nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, 
vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter’a erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’ a Türkiye’den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter’ a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.
Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. 
Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.
Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’ da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış,farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. 
Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.
Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’ nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.
Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız.
Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.
Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar



Pin It

20 Mart 2014

Ahşap Sandık


Hiçbirşey anlamadan bir kış mevsimini daha geride bıraktık ve bahara merhaba dedik. 
Her bahar olduğu gibi içim coşku dolu. Keyfim yerinde. Sağlığım yerinde. Geçen gün bahsettiğim diz ağrılarımdan da eser yok. Röntgen ve kan testi sonuçlarından da birşey çıkmadı. Neydi o ağrı analamadım ama geçti gitti, çok şükür. 
Geçen yıl minik mdf sandığı bu şekilde boyadım, kapladım, süsledim. Nihayet fırsat bulup yayınlıyorum. Mekan Tasarım'da.

Aynı dönemlerde yaptığım diğer sandık çalışmama da buradan bakabilirsiniz. 
Sandık çalışmamdaki güllü resim bahar coşkusunu artırıyor bende, bilmem sizde de öyle mi?



Burada da ikisi bir arada:)



Sandık dediğime bakmayın, kutu desek daha doğru olur. Ama şekil itibarıyla sandığa çok benziyorlar:)

Sağlıklı, keyifli, mutlu geçsin günleriniz...



---------------------------------------------•--------------------------------------------

Günlük haber portalı 

---------------------------------------------•--------------------------------------------



Pin It

18 Mart 2014

Destan Yazdılar...



18 Mart Çanakkale Zaferi'nin, 
Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri
3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.
Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.
Türk Ulusu İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı Gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.
Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti.
Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak onları yenilgiye uğratan Alb. Mustafa Kemal'in Anafartalar tepesinde yaktığı zafer meşalesi, Kurtuluş savaşımızın da yolunu aydınlatmıştır.
Böylece 18 Mart deniz zaferimizi taçlandıran 25 Nisandan sonraki kara savaşlarında, Mustafa Kemal'in etkin liderliği sayesinde kazanılan zaferlerin, ulusal tarihimize ve dünya tarihine yön veren etkin rolünü yukarda belirtilen noktalarda toplamak mümkündür.
18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı ve Öncesi
Boğaz savunması, girişten itibaren "Dış-Orta-İç Tabyalar" olmak üzere üç savunma grubu halinde tertiplenmişti. Boğaz kıyıları boyunca 20 tabyamızda, çoğunluğu kısa menzilli ve eski model, 170 adet top mevzilendirilmişti. İtilaf Devletlerinin savaş gemilerinde çoğunluğu büyük çaplı uzun menzilli 247 adet en modern toplar bulunmaktaydı.
İtilaf Devletlerinin Akdeniz Başkomutanı Amiral Carden, Boğazı geçerek İstanbul'a girmek için üç aşamalı saldırı planı yapmıştı. İstanbul'a bir Ay içinde ulaşacağını hesaplamıştı. Plan gereğince, 3 Kasım 1914 Günü 7 zırhlı ile Boğaza bir keşif taarruzu yaptı. Girişteki tabyalarımız zarar gördü. İkinci saldırıyı 19-25 Şubat 1915 tarihleri arasında 7 gün süreyle devam ettirdi. Türk topçusunun atış
menzili dışından yapılan bombardımanlar etkili oldu. 19 topumuz ve Boğaz girişindeki tabyalarımız kullanılamaz hale geldi. 26 Şubat günü düşman donanması Boğaza girdi orta kesimdeki tabyalar 8
saat süreyle kesintisiz bombardımana tabi tutulup sarsıldı. Bu başarılar üzerine Amiral Carden, Londra'ya çektiği bir telgrafta, 14 gün içerisinde İstanbul'a ulaşabileceğini müjdeliyordu. Amiral, hazırlıklarını tamamlamaktaydı. Son darbe 18 Martta indirilecekti. Ne var ki, Kağıt üzerinde yapılan bu
savaş planında, Türk'ün kahramanlığı ve savaş azmi hesaba katılmadığı için evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.


18 Mart 1915 Günü Savaşı
18 Mart günü, bundan 85 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle Saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı.
Düşman yaklaştıkça, topçularımızın giderek yoğunlaşan isabetli atışlarıyla karşılaşıyordu. Saat 12.00'ye geldiğinde orta kesimdeki 3 tabyamız ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuş ve bu arada düşman donanması Çanakkale'ye 7 Km. kadar sokulmayı başarmıştı. Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.
Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Dz. Yzb. Hakkı'nın NUSRET mayın gemisiyle boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu. BOUVET'in imdadına koşan SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 Dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken onların da ayakları Yzb. Hakkı'nın tuzağına takılarak batarken, INFLEXIBLE güçlükle kurtularak römorkör yedeğinde İmroz'a dönüyordu. Böylece 6 Saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.
fotoğraf internetten alıntıdır...


Pin It

14 Mart 2014

Le Cordon Bleu Bahar Dönemi Sertifika Programı 30 Mart’da Başlıyor!




Le Cordon Bleu Bahar Dönemi Sertifika Programına “blogger_lcb_2014”  kodu ile başvuru yapın, 50 parçalık Wüsthof marka Le Cordon Bleu logolu Bıçak ve Alet Seti hediyenizi alın.
Le Cordon Bleu” (Mavi Kurdele) isminin mutfak sanatları ile ilişkilendirilmesi ilk olarak 16. yüzyılda ortaya çıktı. Le Cordon Bleu ismi, Fransa Kralı III. Henri tarafından kurulmuş ve zaferlerini şatafatlı ziyafetlerle kutlayan Saint-Esprit Şövalyeleri’nin sembolünde bulunan mavi kurdele nedeniyle, 16. yüzyıldan itibaren mutfaktaki mükemmeliyetin simgesi oldu.

Le Cordon Bleu, 1895’te “La Cuisiniere Cordon Bleu” Dergisi'nin yayımcısı, gazeteci Marte Distel tarafından mutfak sanatları okulu olarak Paris’te kuruldu. Açılışından itibaren, Le Cordon Bleu’nün uluslararası ünü hızla yayıldı. 1950’li yıllarda Paris’te yaşayan Julia Child’ın bu okulda eğitimini tamamlayıp ünlü bir aşçı ve yemek yazarı olması da Le Cordon Bleu’nün tanınırlığını artırdı. Julia Child’ın hayatı 2009 yılında vizyona giren Meryl Streep’in başrolünde oynadığı “Julie & Julia” adlı bir filme de konu oldu.

Günümüzde Le Cordon Bleu, 20 ülkede, 40’ı aşkın uluslararası okulda yılda 20.000 öğrenciye eğitim veriyor. Le Cordon Bleu öğrencileri, Michelin yıldızlı restoranlardan gelen usta şefler ya da prestijli yarışmalarda galip gelerek Meilleur Ouvrier de France gibi unvanları elde eden isimler tarafından eğitim görmektedir. Usta aşçılar, klasik Fransız mutfağı ve uluslararası aşçılık tekniklerine ait bilgi ve deneyimlerini Le Cordon Bleu öğrencilerine aktarmaktadırlar.



Bir boomads advertorial içeriğidir. 


Pin It

5 Mart 2014

Melekli Pano -1-


Herkes çok iyi ve keyfi yerindedir umarım. 
Zira benim keyfim pek yerinde değil. Bir süredir dizlerimdeki ağrılarla uğraşıyorum. Hafta başından itibaren çekilmez hale gelince bugün doktora gidiyorum nihayet. Duymak istemediğim şeyler söylemez umarım. Hergün farklı şekilde ortaya çıkan ağrılar. Birgün ayağım kütük gibi hareket ettiremiyorum, birgün eh işte, mesela bugün dizimin bir bölgesinde ağrı var. Anlamadım tuhaf bir şekilde seyir ediyor.
Bugün hepsinin yanıtını alırım doktordan ve tedavisi mümkün bir rahatsızlıktır umarım.

Hiç bu mevzulara girmeyecekken sağlık sorunlarıyla başladım yazıya. 

Aslında yayın amacım, bir süre önce yaptğım melekli pano idi. Dantel kullanmazsam olmaz:) Bu panolardan birkaç tane yapmıştım, meleksever birine. Kalan bir taneyi de sevgili Ceyda'ya götürdüm "Melekler hep yanınızda olsun" notunu iliştirerek:)) 
Yaptığım ahşap panomu yayınlar ve işimin başına dönerim. Yine yoğunum, yine yoğunum...
Keyfiniz ve sağlığınız hep yerinde olsun...





Pin It